Kategori arşivi: Şiir

Hasret kaldım Şiiri

Bunca zulme bunca sevgi Bitir artık
Konacak yerim yok ki açtın sen kafesini
Senin gönlünden gayrı nerelere konarım
Hasret duvarlarına Hep ismini yazıyorum
Gökyüzüne bakıyorum Kuşlara soruyorum
Gül yüzüne hasret kaldım Senin için
Açtım sana ellerimi yalvarıyorum

Açtım sana ellerimi Şiiri

Hasret kaldım, hasret
Gurbeti bitecek sandım
Tatlı hayallere daldım
Hem yarime, hem yurduma
Sürüp giden yollarına
Yarin şirin dillerine
Hasret kaldım, hasret
Baharda açan gülüne
Seherde esen yeline
Yarin incecik beline

Kızıl Havalar Şiiri

Bu yüzden geceleri
söylüyorum sevdiğimi..
Ne gece ne gündüz
yokmuş söylenmemiş söz..
Bende söylenmişleri
söylüyorum yeni biçimde..
Hiç bir biçim kalmamış
dünyada denenmedik…
Bende susuyorum
sevgimi saklayıp içimde….
Duyuyorsun değil mi
suskunluğumu nasıl haykırıyor…
Susarak sevgisini ilan
eden çok var sevgilim …
Ama bir başka seven yok
benim sustuğum

Akşam Ayazı Şiiri

Kızıl havâları seyret
ki akşam olmakta…
Eğilmiş arza, kanar,
muttasıl kanar güller;
Durur alev gibi dallarda
kanlı bülbüller,
Sular mı yandı? Neden
tunca benziyor mermer?
Ve bir zaman bakacaksın
semâya ağlayarak…
Sular sarardı… yüzün
perde perde solmakta,

Çiçeksiz yarım Şiiri

Eğilmiş arza, kanar,
muttasıl kanar güller;
Durur alev gibi dallarda
kanlı bülbüller,
Sular mı yandı? Neden
tunca benziyor mermer?
Eteklerinde güneş rengi
bir yığın yaprak,
Ve bir zaman bakacaksın
semâya ağlayarak…
Sular sarardı… yüzün
perde perde solmakta,
Kızıl havâları seyret
ki akşam olmakta…

Görünmez Aşk Şiiri

Süvarisini arıyor şaha kalkmış
Ufuk çizgisinde sonsuz hedefe
Ve sabır kazanında yanarak kavrulmuş
Karanlığa düşen bir kuru yaprak
Sevda rüzgarında dört bir yana savrulmuş
Senin için dikilmiş söz
İçinde büyülü tahtlar kurulmuş
Saçının bir tek teline can veren
Aşkına bedel ateşten çarmıhlara
Bir mecnun doğurmuş ve bir mecnun

Ey sevgili Şiiri

Topladık kır çiçeklerini
Seyrettik oynaşan kelebekleri
Arıların çiçeklere konuşunu
Dinledik kuşların serenat ını
Güneş ısıttı içimizi
Sardı sarmaladı bizi
Esti rüzgar dağıttı saçlarımı
Dalgalar yıkadı ayaklarımızı
Kumlara yazdık adımızı
Hain bir dalga
Siliverdi yazdıklarımızı
Güldük kahkahalarla
Kırlarda dolaştık

Seni Yüregimde Şiiri

Sana olan duygularım Everest kadar yüce
Senin bana olan duyguların Hollanda kadar
Ben senin huylarını kaba taslak bilirken
Sen haritalarını ciziyorsun hayatımın
Senin aşkınla kumlar kadar küçülmüşken
Senin yüreginde Granit gibi kalıyorum
Ben senin aşkınla Yaz Musonu gibi ağlarken
Sen benim için Çöle düsen yagmur kadar

Seni Dünyalar Kadar seviyorum Şiiri

Sen neden Ozon tabakasında beni atıyorsun
Sen neden Kırağı kesiliyorsun bana karşı
Sana olan duygularım yerin
Senin ki neden iklimden etkileniyor
Ben sana Çoruh nehri gibi akarken
Sen neden Menderesler ciziyorsun
Ben seni sadece Güneş gibi bilirken
Sen beni bir Artezyen kadar
Benim yüregimde Ekvatoral iklim
Senin yüreginde bir Kutup iklimiydim
Ben Kanyon gibi eritmişken yüregimi
Sen Kırgıbayır gibi bile iz bırakamadım
Ben sana olan aşkımı Ilıman iklim gibi
Sen neden hep Karasal iklim yaratıyorsun
Ben sana olan aşkımı İyonosferden

Aşk aşkı bilenindir Şiiri

bir minyatur gibi aklımda onun gözleri
sen neden hayal meyal hatırlamıyorsun
senin gelmen malazgirt gibiydi yüregime
gidişin kösedag gibi be canım
seni istanbulun alımması kadar kutsal saydım
sen hint deniz savası gibi önem vermedin
neden sanyesiz eyalet görüyorsun kendini
Seni yüregim rönasansı kabul ederken
sen neden ıslahat yapmıyorsun bu sevgimi
ben yüregime hattat gibi işledim seni
neden sıradan olsa bıle karalamıyorsun